Başlık ne kadar enteresan değil mi? Bağırsak ve cilt..birbiri ile nasıl alakalı olabilir?

Cildimiz vücudumuzdaki en büyük organdır. Diğer organların aksine cildimize kolayca dokunabilir, bakabilir ve kontrol edebiliriz. Vücudumuzda olup bitenlerin en iyi göstergesi ise – bağırsak sağlığımızdır. Akne, yüz kızarıklığı, egzama, sedef hastalığı, kuru cilt ve gül hastalığı zayıf ve güçsüz bir bağırsak sağlığına işarettir.

Bağırsak ikinci beyindir lafına artık birçoğumuz aşinayız. Bağırsağımızın duvarları, bir şekilde, ‘ikinci beyin’ ünvanını kazanan geniş bir sinir hücresi ağı ile sarılır. Bu ağ 100 milyondan fazla sinir hücresinden oluşur ve yemek borusundan rektuma kadar gider. Bağırsak duvarına gömülü ortalama 500 milyon nöron içeren enterik sinir sistemi, tıpkı beynimizdeki hücreler gibi gelen sinyallere tepki verirler, yani ENS de biraz benzer bir role sahiptir. ENS, beynimizden farklı olarak, hafıza veya duygu gibi ‘yüksek’ algılama işlevlerini işleyemez ancak yutma gibi sindirim işlevlerini kontrol etmede, yiyecek parçacıklarının emilmesi için sindirim enzimlerinin salınması ve beyne geri rapor vermede yardımcı olur. Beyin ve bağırsak birbiri ile o derece bağlıdır ki, beynimizde bulunan mutluluk hormonu denilen seratonin maddesinin %95’inin bağırsak florasına dahil bakteriler tarafından sağlandığı görülmüştür. Bilinen kısım, bağırsağın ağızdan rektuma kadar besin maddelerini emmek, yararlı/zararlı bakterileri barındırmak ve atmaktan sorumlu olmasıdır. Az bilinen ise, sindirim sisteminin önemi ve iyi çalışması sayesinde cilt sağlığı, bağışıklık fonksiyonu ve ruhsal durumu kontrol altında tutmasıdır.

Ne yersen o’sun denmesinin sebebi de bu kadar basittir aslında. Bağırsağın birincil rolü, vücudumuzun büyüme, onarım ve normal işleyişi için ihtiyaç duyduğu besin öğelerinden emme vazifesi görmesidir. Besin maddelerinin emilimini engelleyen pek çok şey vardır ve vücutta yeterli miktarda besin maddesi alımı yapılmadığında hangi organların hangi besin maddesini alacağına öncelik verilmesi ile başlar. Saçlarımız, tırnaklarımız ve cildimiz genellikle değişiklikleri fark ettiğimiz ilk yerlerdir. Bunun nedeni, besin maddeleri yetersiz olduğunda vücut besin maddelerini kalp, beyin ve karaciğer gibi gerekli organlara doğru yönlendirir.

Bağırsağınızın ve cildinizin iyileşmesindeki ilk adım, vücudunuzun çeşitli bitkisel gıdalar içeren bir diyetle, ihtiyaç duyduğu besin maddelerini aldığından emin olmaktır.

Meyve ve sebzeler en zengin besin kaynaklarıdır ve diyetinizin temelini oluşturmalıdır. Dahil etmemiz gereken diğer başlıca gıdalar ise tam tahıllar, mercimek, fasulye, fındık, yağsız et ve balık, zeytinyağı, avokado gibi besin değeri yüksek gıdalardan oluşması gerekir. Yalnız burada çok önemli bir nokta vardır ki o da sindirimin aslında ilk olarak ağızda başlamasıdır. Yemeği mekanik olarak parçalamanın tek şansı budur. Bir kez yutulduktan sonra, midemiz gıdayı daha da parçalayıp ufaltabilmek için sindirim enzimleri sadece asit ve probiyotikleri kullanabilir, çünkü midemizde diş yoktur! Büyük yutulan ve yeteri kadar çiğnenmeyen gıda parçalarını ufaltabilmek çok uzun bir işlemden geçer. Şişlik, enflamasyon, gaz ya da cilt problemleri ile karşılaşmamak için gıdanın mümkün olduğunca çabuk emilerek bağırsakta kalmamasını ve fermantasyona uğramamasını istiyoruz.

Erken sindirim sürecinin bir diğer önemli kısmı ise midemizin asit ve sindirim enzimleridir. Bu maddelerin her ikisi de gıdanın, vücudumuzun emebileceği küçük moleküllere bölmesine yardımcı olur. Birçok kişi yeterince mide asidi üretemez ve belirtiler arasında; reflü, şişkinlik, gaz ve yüz kızarıklığı olarak karşımıza çıkar. Bu duruma yardımcı olabilmek için yemeklerden evvel içilen ufak bir bardak suya yarım limon suyu sıkıp içmektir, hassas midesi olanlar dikkat etsinler lütfen. Bu karışım, midenizi optimal sindirim için yeterli miktarda asit salgılamasına yardımcı olacaktır.

Şimdi…bütün bu açıklamaları neden yapıyorum, neden uzun uzun yazıyorum..
Sindirim enzimlerinin olmaması, emilen yağ ve proteinin miktarını azaltabilir ve egzama, sedef hastalığının arkasındaki nedenden dolayı cildinizi kuru ve mat olarak hissetirebilir. Peki, ne yapmamız lazım? Bağırsağımızda olan bakterilerimizi sevip çoğaltmamız lazım! Ama nasıl?

Bağırsak bakterileri vücudumuzun sağlığı ve özellikle cildimizin sağlığı üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Yetişkin bir insanın bağırsaklarında bulunan probiyotik miktarı yaklaşık olarak 100 trilyon civarındadır ve bunların toplam ağırlıkları da neredeyse 1,5 kilo kadardır. İdeal olarak, yaklaşık %15 kötü bakteri için %85 iyi bakteri elde etmemiz gerekir. Bağırsakların sağlıklı ve optimal çalışması için ideal bir orandır. Bu oran değiştiğinde ise sorunlar ortaya çıkmaya başlayabilir. Ne tip sorunlar derseniz; akne sedef, egzama, cilt kuruluğu, ya da alerjiler gibi..Bağırsağımızda olan bakteriler insan vücudunun sindiremediği bazı karbonhidrat türlerini sindirmekten sorumludur. Bağırsak bakterilerinin eksikliği kötü bakterilerin aşırı büyümesine neden olabilir ve bu gerçekleştiğinde ise bağırsak duvarları hasar görmeye başlar.

İşte burada alarm zilleri çalmaya başlar! Leaky-Gut-Syndrome yani Aşırı Geçirgen Bağırsak Sendromu olarak bilinen hastalık birçok yaygın cilt probleminin arkasındaki suçludur. Neden bu kadar sivilcem var? Neden cildim kağıt kadar kuru? Neden cildim pütür pütür? Neden yanaklarım bu kadar kırmızı? gibi soruların cevabı aslında budur.

Bağırsak duvarı çok sayıda hücreden oluşur ve bu hücreler sıkı sıkıya birbirine kenetlenmiş şekilde durur. Bu dizilim bozulduğunda, kanımıza zararlı organizmalar ve toksinler gibi istenmeyen maddeler geçer. Otoimmün, nörolojik, besin alerjilerine sebep olan bu geçirgenlik, direkt olarak cildimizi etkiliyor. Eğer akne/sivilce, egzama, sedef ya da benzeri bir durum yaşıyorsanız, medikal tedavilerden önce bağırsak geçirgenliğini değerlendirmelisiniz. Bunun yanı sıra alkol, glüten, süt, gıda katkı maddeleri ve zirai ilaçlar, bağırsak duvarının zarar görmesine de katkıda bulunabilir. Organik ürünlerin sağlığımız için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlamış olalım.

Zararlı maddeler kan dolaşımına girdiğinde, vücut onları çıkarmanın en hızlı yolunu arar. Tahmin edebileceğiniz gibi bu işlem cilt yoluyla gerçekleşir çünkü en hızlı ve en kolay seçenek budur. Vücut, kızarıklık, enflamasyon ve akneye neden olabilen bu maddelere yanıt olarak bağışıklık reaksiyonunu tetikler. Bu durumda yapılacak en iyi şey yüksek kaliteli probiyotik almak, probiyotik içeren zengin gıdalar tüketerek bağırsak bakteri oranımızı arttırmaktır. Probiyotikler fermente edilmiş ürünlerdir; lahana turşusu, yoğurt, peynir, kefir, ayran, keçi sütü ya da kombu çayı gibi gıdalarda bulunur.

Bir başka bilgi ise atıkların alt bağırsaklarda kalması durumunda, vücut atmaya çalıştığı bazı maddeleri tekrar emebilir. Bu yeniden emdirilmiş maddeler daha sonra deri yoluyla atılabilir; bu da yine cilt problemlerine neden olabilir.

Lif(posa) ve sıvılar, atığın vücut dışına taşınması için gereken iki şeydir.
İki çeşit lif vardır; çözünür ve çözünmez. Çözünür lif; yulaf, çavdar, arpa, keten unu, chia tohumları ve bazı meyve ve sebzelerde bulunur. Çözünür lif, cilt sağlığı söz konusu olduğunda çok önemlidir, aşırı cilt lekelenmelerinde ve akne sorunlarına katkıda bulunabilir. Çözünmeyen lifler ise bütün meyve ve sebzelerde, tahıllarda ve fıstıklarda bulunur. Çözülmeyen lifleri bir süpürge gibi sindirim sisteminde dolaştığını düşünün..bağırsakların kenarlarını süpürüp atık maddeyi toplar ve vücudumuzdan dışarıya çıkartarak aynı zamanda kalın bağırsakta yaşayan bakterileri de besler.
İnsan vücudu çözülmeyen lifi tek başına parçalayamaz, bu nedenle bu görevi yerine getirmek için  bağırsağımızdaki iyi bakterilere ihtiyaç duyar. Bakteriler lifi parçaladıklarında, kısa zincirli yağ asitleri ve vücudun emebileceği ve kullanabileceği bazı vitaminleri serbest bırakırlar.

Yüksek lifli bir diyet, atık ve gereksiz hormonların giderilmesi, yararlı bağırsak bakterilerinin beslenmesi ve kan şekeri düzeylerini kontrol etmek için önemlidir. Cilt sağlığı üzerinde doğrudan etkisi vardır.

Dışarıdan alınan her türlü takviyenin doktor kontrolü altında alınmasının önemle altını çiziyorum. Satışa sunulan birçok probiyotik haplar ya da çiğneme tabletleri olsa bile ürünlerin içersinde bulunan bakteri bileşimi, miktarı ve ürün haline gelme süreçleri faydayı etkileyen en önemli faktörlerdendir.
Doğru bir beslenme ve sağlıklı bir bağırsak florasına sahipsek eğer, hiçbir vitamine ya da takviyeye ihtiyacınız yok.
Bugüne kadar size antioksidan dışında oral olarak almanız gereken tek bir vitamin önermedim. Çünkü sebebi bu! Cilt güzelliğinin içten başladığını ama her şeyden önce sağlıklı bir sindirim sisteminden başladığını lütfen unutmayalım.
Kısaca özetlersek;
    • Yeteri kadar mide asiti üretmeyen kişilerin yemekten evvel az bir miktar suda yarım limon suyu içmeleri(hassas midesi olanlar lütfen dikkat etsinler)
    • Sindirimin öncelikle ağızda başladığı ve dolayısı ile gıdaları iyi çiğnememiz gerektiği
    • Probiyotik içeren gıdalar ya da takviyeler kullanılması
    • İşlenmiş gıdalardan, alkolden ve glutenden uzak durulması
    • Yüksek liften oluşan gıdalar tüketilmesi
    • Düzenli spor yapmak
    • Ve belki de en önemlisi rafine şekerlerden uzak durulması..unutmayın, şirketler parayı siz daha sağlıklı olun diye değil, ürüne bağımlı olun diye harcıyor.

Bu konu hakkında birçok kitap okudum. Benim gibi meraklı olan arkadaşlarım varsa aşağıda yazacağım kitaplara bakabilirler. Konu ile ilgili kitapları yurt dışından aldığım için kitapların hepsi Ingilizce. Bir kitap hariç, diğer kitapların Türkçeye çevrildiğini ve satışta olduğunu görüyorum. Isimlerin üzerine giderek gerekli sayfaya bağlanabilirsiniz.

The Mind-Gut Connection Emeran Mayer
Türkçesi

The Psychobiotic Revolution Scott J. Anderson

Brain Maker Dr David Perlmutter
Türkçesi

Gut Guilia Enders
Tükçesi

Duygusal Beyin Prof Dr Hüseyin Nazlıkul
(henüz okumadım)

 

18 comments

  1. Belkis hanim gercekten prof gibisiniz bu nasil bir bilgi birikimi boyle universitede bile bu kadar guzel anlatmadilar Ama her kelimesine katiliyorum” bagirsaklar saglikli olursa hastanelerin kapisina kilit vururuz” Sevdigim bir soz

  2. Merhaba çok güzel bir yazı olmuş önerebileceğiniz probiyotik var mı bebeğimin süt ve ürünlerine hassasiyeti var emzirdiğim için de süt ürünleri maalesef tüketemiyorum

    1. Merveciğim merhaba! Maalesef bunu benim ya da doktor haricinde bir başkasının önermesi çok yanlış olacaktır tatlım❤️️

  3. yine çok önemli ve çok güzel bir yazı olmuş 🙂 ellerine sağlık Belkıs ablam :* 🙂

  4. Harikasın yine belkıscım❤️ Süt ün bağırsak duvarına zarar verdiğini bilmiyordum!! Geçen günlerde de kemik gelişimine ve korunmasında da bir katkısı yokmuş .. yıllarca süt için diye boşuna empoze edilmiş topluma!! Kombucha çayı Amerika’da çok tüketiliyormuş, bende yeni keşfettim probiyotik içermesinden, vücudu alkalize etmesine, sağlıklı hücre oluşumuna kadar bir çok faydası olan fermente bir içecekmiş, vakit bulduğumda alıp bende mayalamaya başlayacağım canım ❤️

    1. Ülkücüğüm canım benim! Gerçekten de öyle tatlım, artık birçok insan sütü ve peyniri dietlerinden çıkardı..bu özellikle akne ile savaşan bireylerde çok etkili oldu, araştırmalara göre hemen hemen hepsi akne probleminden kurtuldu.. Doğru gıda tüketimi çok önemli. İşte aslında herşeyin başı dediğim şey tam olarak da bu! Kombucha çok içilen bir çay Ülkücüğüm bir de Kimchi var ki o da Kore usulü bizim lahana turşumuza benzer. Ben bizm usulü tercih ediyorum haliyle❤️️

  5. Turşuuu!! Cok aram yoktu, tuzlu, sirkeli ve acılı olmasından dolayı, daha çok tatlı turşuları tercih ederdim ama şimdi zorlada azıcık azıcık içmeye çalışıyorum 😉
    Cok sağlıklı beslendiğini söyleyemem canım; stres, üzüntü ve yoğun iş temposu vs. hemen iştahım kesiliyor bu sebepten Düzensiz beslenen biri olarak bu aralar suplamentleri araştırıyorum, senin bu konuda düşüncelerini ve önerilerini okumak isterim canımmmm benim ❤️

    1. Ülkücüğüm en kısa zamanda vitamin ve supplement hakkındaki düşüncelerimi yazıp paylaşacağım tatlım ama ben bu spektrum içerisinde değilim aslında..Elbet iyi gelen antioksidanlar var ki daha önceleri Instagramdan Astaxanthine adıyla paylaşmıştım, ama vitaminlere karşı zamanla inancım çok değişti. Stres, üzüntü en kötüsü çok haklısın, keşke elimizden gelse de çağın en büüyk hastalığı olan şu illeti yenebilsek!❤️️

  6. Keşke Ama artık bu dönemde pekte mümkün değil maalesef canım !!
    Astaxanthine Paylaşımını kaçırdım sanırım belkıscığım? hangi markanın Astaxanthine önerdin canım sakıncası yoksa yazabilirsin, birde hangi postta konuşuldu bu konu hemen bakayım ❤️

    1. Tatlım superstar adı altında payşlaşmıştım Instagramda, sanırım link de vermiş olmam lazım orada. Nutrex BioAstin Hawaiian Astaxanthin’i bioastinturkiye.com’dan bakabilirsin canım❤️️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.