kokulu ürünlerdeki tehlike

Hiçbirimiz ter kokusunu sevmediğimiz için sıklıkla deodorant, stick ya da roll-on kullanırız. Pudra, çiçek ya da fresh bir koku veren birçok ürünü satın alırken ilk kriterimiz KOKU!!! Güzel kokuyorsa at sepete mantığı ile hareket ettiğimizden olsa gerek, ürünün içeriğini incelemeden birçok ürünü bu şekilde satın alıyoruz. Bu yazımda deodorant alırken hangi ürünlere ve içeriklere dikkat etmemiz gerektiğini anlatmaya çalışacağım ama öncelikle şuna cevap verelim..

Neden koltuk altlarımız kokuyor?

Koltuk altlarımız apokrin ter bezleri yüzünden kokuyor. Bu bezler cildimizin her yerinde olsalar da en fazla yoğunlaştıkları yer burasıdır. Apokrin bezleri, vücuttaki yağları ve proteinleri salgıladıklarından bakterileri besler ve kötü bir koku oluştururlar. Deodorantlar bu bakterileri hedef alarak çalışır. Birçok deodorant, triklosan adı verilen bir kimyasal içerir. Bakterileri kontrol altında tutabilmek için cildimizi ya çok tuzlu, ya da çok asidik bir hale getirir. Terlemeyi önlemezler ancak kokuyu baskılarlar. (Bakteriler ve kontaminasyon ile ilgilenenlerin Kavanoz Tipi Ambalajlar Güvenli mi? isimli yazımı okumalarını öneririm).

Antiperspirant ve deodorant

Hoşumuza giden kokulu bir ürünü satın almak ilk kriterimiz olabilir, ancak en önemli faktörlerden biri ise antiperspirant, yani ter önleyici bir ürün ile deodorantın aynı şey olmadığını bilmenizi isterim. Deodorantın görevi sadece güzel kokmaya yarar ve içerisinde bulunan etanol ile bakterileri önleyerek belli bir saate kadar güzel kokmamıza yarar. Antiperspirant ise tamamı ile başka bir hikayedir.

Amerika FDA (Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından düzenlenen sistem

Antiperspirantlar: Koltuk altı terlemesini ve ıslaklığı önlemek için formüle edilmiştir. Alüminyum bileşikleri, cilt yüzeyindeki teri azaltan ter kanallarını geçici olarak tıkarlar ve üç dört gün kadar etkilerini koruduktan sonra vücudumuz tarafından dışarı atılırlar. Antibakteriyel özelliğe sahip olan alüminyum tuzlar, terin cildinizdeki bakteriler tarafından kötü kokuya dönüştürülmesine de engel olurlar. Antiperspirantlar Amerika’da FDA (Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından düzenlenir ve reçetesiz (OTC) ilaçlar olarak kabul edilir.

Deodorantlar: Alüminyumsuz deodorantlar, koltuk altı kokusunu nötralize etmek veya maskelemek için formüle edilir. Terleme veya ıslaklığı engellemezler. Alüminyum içermeyen bir deodorant, bir kozmetik bileşik veya başka aktif bileşenler içermediği için kozmetik olarak kabul edilir.

Antiperspirant içeren deodorantlar: Antiperspirant / deodorant, bir üründe hem ter, hem de koku ile mücadele eder. Terlemeyi önleyici, onaylanmış bir alüminyum bileşiği gerektirir. Bu nedenle, tüm antiperspirant / deodorant ürünleri reçetesiz ilaçlar olarak kabul edilir ve FDA tarafından düzenlenir.

Hiçbir şey sağlığımızdan daha değerli değildir

Roll-on, stick, deodorant ve antiperspirantlarda bulunan alüminyumun zararları göz ardı edilecek gibi değil..İngiltere’de Keele Üniversitesi’ndeki bilim adamları Wythenshaw Hastanesi’nde tedavi gören 17 kanser hastasının göğüs tümörlerini inceledikten sonra kanser dokularında alüminyum tespit edilmiş. Ayrıca göğüs dokusunun dış kısmında da alüminyum yoğunluğunun arttığı açıklanmış. Yine İngiltere’deki Reading Üniversitesi’nden Dr. Philippa Darbe de benzer bir sonuca varmış. 20 göğüs tümörünü inceledikten sonra, bunların 18′inde çoğu ter önleyicilerde koruyucu olarak kullanılan parabenler tespit etmiş. Sonuçlarını ise kamuoyuyla şu cümlelerle paylaşmış: “Yeni bir çalışma yaptık. Kimyasal olarak 20 tümörün 18’inde paraben tespit ettik. Bu da göstermektedir ki cildimize yaptığımız bazı uygulamalar buna sebep oluyor. En olası adaylar ise deodorantlar, antiperspirantlar (ter önleyiciler), kremler ve vücut spreyleri.”

Sıradan bir deodorantın içeriklerindeki zararlı maddelere bakacak olursak, en az 7 maddeye dikkatinizi çekmek isterim..

    • Alüminyum birleşikleri – Alüminyum, gözeneklerinizi tıkayan ve terlemeyi önleyen antiperspirantların bileşenidir. Alzheimer hastalığının gelişimi ile bağlantılıdır ve östrojen seviyelerine müdahale eder. Vücudunuz estrojeni düzgün bir şekilde işleyemediğinde, meme kanseri için yüksek risk teşkil eder.
    • Parabenler – Bu kimyasallar günümüzde birçok ürün içerisinde koruyucu olarak kullanılmaktadır, ancak muhtemelen en zararlı katkı maddelerinden biridir. Bazı durumlarda parabenler, vücudunuzda hormonal dengeleri bozup meme kanseri ve prostat kanseri ile bağlantılı olan östrojen gibi davranırlar. Eğer deodorant etiketinde metil, etil, propil, benzil, butil yazılıysa o ürünü lütfen almayın. Bu parabenler deodorant, stick veya roll-on üretiminde saf su ile karıştırılarak raf ömrünün uzatılmasına yardımcı olur, ancak özellikle bayanlarda östrojenik özellik gösterdiğinden vücutta artan östrojen miktarı ile göğüs kanseri riski de artabiliyor.
    • Ceteareth – Penetrasyon arttırıcı olarak sınflandırılan, cildin yapısını değiştirerek kimyasalların deriye daha derin nüfuz etmesini sağlar. Kan dolaşımına ulaşan toksik miktarını artırır.
    • Triklosan – FDA, triklosan’ı bir böcek ilacı olarak sınıflandırmıştır, ancak yine de deodorantların çoğunda vardır. Üretimde ve ayrıca cildinizle temas ettiğinde bakterileri öldürmek için kullanılır. Triklosan su ile birleştirildiğinde kloroform denilen kanserojen bir gaz da oluşturabilir.
    • Propilen Glikol – Bu kimyasal her gün kullanılıyorsa, merkezi sinir sisteminize, kalbe ve karaciğere zarar verebilir. Özellikle hassas bir cildiniz varsa cildi tahriş eder. Propilen glikol, % 2 kadar küçük bir oranda zararlı olabilir, ancak deodorantlar genellikle % 50 oranında yüksek propilen glikol dozuna sahiptir.
    • TEA ve DEA – Trietanolamin (TEA) ve dietanolamin (DEA) kimyasalları cildinize sızarak karaciğer ve böbreklerinizi etkileyebilir. Kanserojen olarak bilinen bu iki kimyasal, Avrupa Birliği ülkelerinde kullanımı yasaklanmıştır.
    • Yapay Renkler – Deodorantlardaki bazı yapay renkler ve ağartıcılar ciddi alerjik reaksiyonlara neden olabilir ve aynı zamanda karsinojenler olarak da bilinir.

Tüm bu toksinlerin, raflarda gördüğümüz deodorantlarda ve antiperspirantlarda kullanıldığını düşünmek gerçekten endişe verici. Çoğu “fresh” veya “temiz” kokulu olarak etiketlenip pazarlanıyor. Daha da kötüsü, sözde “doğal” diye pazarlanan deodorantlar da bu bileşenleri içermesi. Burada mühim olan mümkün olduğunca kimyasal içeriği az olan ürünleri bulmamız ve içeriklerini okumamız gerektiğidir. Alüminyum’a alternatif maddeler vardır, deodorant kristalleri, anti-alüminyum arasında popüler bir alternatiftir. Gözenekleri küçülterek veya daraltarak terlemeyi azaltmaya yardımcı olabilecek astrenjan içerirler ve ayrıca antibakteriyel özelliklere de sahiptirler. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur:

Alternatif ürünler

Kristal deodorant taşları alumdan yapılmıştır. Kişisel bakım endüstrisinde en yaygın kullanılan şap malzemesi potasyum şaptır. Potasyum alumun tam kimyasal adı potasyum alüminyum sülfattır. Potasyum tuz veya amonyum tuz, cildiniz tarafından emilemeyecek kadar büyük moleküllerden oluşan doğal mineral tuzlardır. Cildinizde kokuya neden olan bakterilerin büyümesini engelleyen koruyucu bir tabaka oluştururlar. Bu deodorantlar birçok kanser tedavi merkezi tarafından önerilmektedir. Ancak piyasadaki antiperspirantların ve deodorantların çoğuna karşı daha iyi bir alternatif olsa da, alüminyum içermiyor anlamına gelmemelidir. Böyle bir ürün satın alırken sadece aluminyüm yazısını değil, potasyum alüminyum sülfat ibaresini de kontrol etmemiz gerekir.

Krem tipindeki deodorantları ülkemizde bulmak oldukça zor, içeriği en temiz ürünleri önerecek olursam Schmidt’s ürünlerini burada  ve burada bulabilirsiniz. Araştırmalarım doğrultusunda Naturalive diye bir site keşfettiğimi ve içerik olarak çok beğendiğim bir başka ürünün linkini de buraya bırakıyorum. Yurt dışına gidecek ya da yurt dışından temin edebilecek kişilerin 2 senedir kullandığım botanik krem formunda olan Aurelia Probiotic Botanical Cream Deodorant’ı kullanmalarını mutlaka öneririm. Schmidts, Milk and Honey, Lavanila gibi markalara bakmanızı tavsiye ederim.

Aurelia Probiotic Skincare Deodorant

Doğal bir deodorantın vücudunuz üzerinde çalışmaya başlamadan önce birkaç gün beklemeniz gerekebilir. Ancak zamanla alışacağınızın garantisini verebilirim. Krem deodorantlara başlarken aklınızda tutmanız gereken başka bir şey daha vardır. Başlarda koltuk altlarınızda tahriş ya da kızarıklığa sebep olabilir. Bu, cildinizin pH’ının deodorantınızdaki karbonatın alkalinitesine ayarlandığını gösteren bir işarettir. Doğal olarak cildimiz 4,5 ve 6,2 arasında bir pH ile asidiktir. Cildimiz asit manto denen ince bir bariyer ile korunur. Asit manto  çoğunlukla laktik ve amino asitli sebumdan oluşur ve cildimizin bağışıklık sistemini destekler. Karbonat, cildin üzerindeki bakterileri yönetmede güçlüdür ve pH değeri 8.3 ile nötralize olduğundan cildin pH’ını dengesini bozabilir. Cildiniz bu durumu çok çabuk toparlar ve zamanla deodorantı benimser. Büyük bir reaksiyon yaşarsanız kullanımı sınırlandırmayı deneyin veya başka bir deodorantla değiştirin.

Unutmayın! Doğal bir deodorantı cilt bakım rutininize entegre ettiğinizde bir geçiş dönemi yaşanacağından bahsetmiştim. Kısa bir süre için, her zamankinden daha fazla terlediğinizi görebilirsiniz. Bu vücudunuzda birikmiş toksinlerin atılması ile alakalıdır, vücudunuzun detox’a girmesidir. Cildiniz zaman içerisinde alıştıkça vücudunuz stabilize olacak ve daha az terleyeceksiniz.
Bir başka tavsiyem ise Internette birçok kişi DIY (kendin yap) sistemi ile evde hazırlanan doğal deodorantlar elde edebiliyor. Google’dan aratıp size uyan reçeteleri denemenizi öneririm, tabii aklıselim sahibi olup doğru içerikler seçmenizi önemle hatırlatırım!

Uzun lafın kısası, etrafımızı bu kadar toksik ürünler sarmışken, artık bazı şeyleri “sağlık adına” sizce de değiştirmemiz gerekmiyor mu?

AXE : even angels will fall – AXE : plus” (CC BY-NC-ND 2.0) by P. Marioné

deodorant kırmızı

 

 

31 comments

  1. İşte beklediğim yazı süpersiniz Belkıs hanım çok teşekkürler değerli bilgiler için.

  2. Yureginize saglik Belkis hanim size ne kadar tsk etsrm az mukemmel bilgiler paylasiyorsunuz minnettarim gercekten

  3. Teşekkürler ablacım paylaştığın için emeğine sağlık. Kokuku deodorantlar daha kötü kokuya sebep olduğundan zaten tercih etmezdim, uzunca bir süre deotak kullandım sahiden de kokuyu önlüyor ama içeriği zararlı. Bir arkadaşım karbonatı önerdi, harika bir çözüm terlemeyi kesmiyor ama asla kötü koku oluşmuyor bir senedir karbonattan başka ürün kullanmıyorum. Banyomda duruyor duştan sonra koltukaltlarım ıslakken az bişey (yarım çay kaşığı yaklaşık) sürüyorum bu kadar.

    1. Meryemciğim doğrusunu yapıyorsun, zaten cilt karbonatın pH değerine alıştıktan sonra bir sıkıntı olmuyor, tebrikler canım benim!❤️️

  4. yaz kış demeden hergün deodorant kullanan biriydim. bundan iki ay önce koltukaltımda bi topçuk oluştu ve inanılmaz ağrılıydı hemen bi hekime göründüm tehlikeli bi durum olmamakla beraber bunun deodoranttan kaynaklanabileceğini söyledi. ancak her zaman bu kadar şanslı olunmayabilir. o günden sonra deodorant kullanmadım ve topçuğun geçtiğini gördüm. hakikaten kullandığımız ve alışkanlık haline getirdiğimiz şeylere dikkat etmemiz gerekiyor çünkü basit gibi görünse de ciddi sağlık sorunlarına sebep olabiliyor. yazı çok faydalı olmuş teşekkürler

  5. Peki schmidts’in stick olanlarindan hangisini onerirsiniz? Kokusuz? Gullu? Lavantali?
    (Bu deodorant konusu cok yoruyor beni, sizden instagramda bu konuyu ozel istek yapmistim yakin zamanda zaten; instagram hesabi normalde kullanmiyorum gecici olarak acip kapattigim icin burdan devam ediyorum).
    -tarte’in ozel seride cikardigi vegan bir deo vardi, o kadar para verip getirttim. Surunce resmen daha da ter kokutuyor, boyle bir urun gormedim, o yuzden dogal icerikten korkar oldum.
    -Karbonat denedim, ki terleyen biri degilim, normal bir yuruyus sonrasi islak kol altiyla geldim eve.
    -Gratisten cystal deo aldim, cf oldugu icin; ama o da islakliga neden oluyor. Ben anlamadim bu isi. Normalde islak islak terlemezken, bu urunleri kullaninca islak terlemeye basladim.
    Schmitdsi bayadir denemek istiyorum, ama sirf tarte’ta yasadigim tecrube yuzunden korktugumdan elim gitmiyodu. Daha kotu kokutuyor mu? Ya da basta sordugum gibi stick olanlarin hangisini tavsiye edersiniz? (Krem olana usenirim diye dusundum?) (senelerce kiehls’in krem formda olanini kullandim, inanilmaz memnundum ancak hem Cf olmamasi hem de aluminyum icerigi nedeniyle birakmak zorunda kaldim, duzgun bir deo bulalim birlikte cidden cok ihtiyacim var :() yardim!

    1. Haticeciğim Tarte deo hiç kullanmadım dolayısı ile o konuda bir şey söyleyemiyorum ancak vücudunun daha fazla terlemesi toksinleri atmak yani detox etmekle aynı şey…başlarda bunu yaşıyorsun ve kimisinde çok uzun sürüyor ancak vücut zamanla buna alışıyor ona emin olabilirsin. Krem olarak ben Aurelia’yı kullanıyorum ancak sitck formundakiler sanırım birçok kişiye daha cazip geliyor.. Schmidt’s de koku olarak benim en sevdiğim ylang ylang oldu ama koku tamamen kişisel bir zevk tabii, benim beğendiğimi belki sen beğenmeyebilirsin fakat denemeni yine de öneririm canım. CF için bu kadar duyarlı olduğundan ayrıca sana teşekkür ederim❤️️

      1. tamam cok tesekkur ederim, ilk bir sure karbonatla denemeye basliyim, bakalim olacak mi. olmadi schmitds’i de denemeye calisirim.

        ben de sizi cruelty free konusundaki yaklasiminiz nedeniyle sevdim acikcasi, onceden birkac urun siparis vermek icin yazismitim, o zaman benim icin herhangi biriydiniz dogrusunu soylemek gerekirse. ama kararli durusunuz, ve bu konudaki vicdaniniz nedeniyle ara ara bakiyorum paylasimlariniza. instagram kullanan biri de degilim, internetten bakiyorum cogunlukla.

        cruelty free konusunda bence herkesin duyarli olmasi gerekiyor, biz insaniz, ve merhamet ve vicdan olmadan bu dunyada niye variz bilmiyorum. sadece bir krem kullanicam diye bir canlinin bir tuyune zarar gelebilecek olmasi beni urkutuyor, Allah’a bunun hesabini nasil verebiliriz? Ben inanilmaz derecede hayvanlardan korkan biriyim, yanlarina yanasamiyorum. ama onlari cok seviyorum. ve yine, evlerinde hayvan besleyen bir dolu instagram “fenomeni”, youtuber unlusu vb insan var. “Guya” hayvan dostu hepsi ve reklam olsun diye, uc kurus para icin catir catir hayvanlara zarar veren markalarin reklamlarini yapiyorlar; cagla sikel, tati vs en basit ornekleri sanirim. Tiklayip para bile kazandirmak istemiyorum boylelerine.

        sevdigim bir dizide soyle bir replik gecti: “dünyadaki her şeyi güzelleştiren tek şey, sevgi. başka hiçbir şey değil. sevgisiz bir kalpse en büyük cehennem… içinde cehennemi taşıyanların Allah yardımcısı olsun.” Aynen öyle, hepimizin Allah yardımcısı olsun, ve böylelerinden bizi korusun.

        tekrar tesekkur ederim, ve yine haberlesmek uzere.

        1. Haticeciğim o kadar güzel bir yazı yazmışsın ki…iznin olursa bunu sayfamda olduğu gibi paylaşmak isterim..yüreğinin güzelliği için ayrıca bir kez daha teşekkür ederim!!!❤️️❤️️❤️️

          1. tabi ki paylasabilirsiniz, ben de size tesekkur ederim. kalpten sevgilerimle.

  6. Belkıs hanımcığım, yazılarınızı uzun süredir keyifle takip ediyorum. Bu kadar paylaşımcı ve duyarlı oluşunuza öncelikle teşekkür etmek istedim <3 Crulty-free ürünlere geçiş konusunda tavsiyelerinizden çokça faydalanıyorum ancak bu markaların listesine ulaşabileceğim güvendiğiniz bir kaynak var mı? Çünkü internette rastgele yazılıp çizilen bilgilerin doğruluğuna şüpheyle yaklaşıyorum ne yazık ki.. Böylece kendi ürünlerimin hangilerinden vazgeçip hangileriyle devam edebileceğime karar verebilirim. Şimdiden teşekkürler 🙂

  7. merhaba belkıs ablacım leke bakımına geçtim ama aklıma bir şey takıldı. cilt temizleyici, tonik, c vitamini serumu ve hemen sonrasında doa kozmetikten hyaluronik asit sıralaması şeklinde bir rutin oluşturdum. hyaluronik asit nemli cilde sürülmeli diye bildiğimden c vit serumu sürer sürmez kullanıyorum ama acaba serum hyaluronik asit için yüzümü yeterince nemlendiriyor mudur? tonikten sonra mı sürsem hyaluronik asiti? ama o zaman da ne zaman süreceğim c vitamini? acaba c vitamini serumundan sonra hyaluronik asitten önce yüzüme gül suyu ya da lavanta toniğini mi fısfıslasam? gördüğün üzere kafam çok karışmış bir haldeyim 😀

    1. Besteciğim cildinin nemli olmasına gerek yok hyaluronik asit için, c vitaminini sürerken aynı anda avucuna damlat ikisini karıştır ve öyle uygula canım benim!

  8. Belkıscım canımıniçi koltuk altı botoksu terlemeyi 7/8 ay boyunca önlüyor, botoks etkisi geçince de tekrar ter bezleri çalısmaya başlıyor … bu Ne kadar sağlıklı bu konuda bir bilgin var mı ❤️

    1. Ülkücüğüm ben onu yaptırmıştım canım ve hiç sıkınıtı yaşamadım, bütün yaz kupkuru gezdim diyebilirim. Hollywood botox’u olarak geçiyor ismi ve gerekli yerlere yapılıyor çok az miktarda canım. Sağlıklı olup olmadığı çok tartışılıyor ama bir tek koltuk altımızdan terlemiyoruz canım günün sonunda, yani ter bezlerini tamamı ile bloke etmiş olmuyoruz.❤️️

  9. Aman yarabbi yani evet biliyordum ama bu yazı ile çarptı resmen yüzüme gerçekler. Yıllardır Amway in roll-on unu kullanıyorum. Çok da seviyorum zerre koku olmuyor 🙂 Hemen önerdiklerinize bakacağım. Teşekkürler.

  10. Yazi icin tesekkurler 🙂 Lavera ve Logona deodorantlarin iceriginde ilk maddede alcohol var ama * ile ozel aciklama yapmislar altina. Yine de tam emin olamadim. Onlarin icerigi kotu mu?

    Cok sevgiler

  11. Belkıs Hanım,
    Öncellikle tebrikler çok detaylı ve bilgilendrici bir yazı olmuş.Acaba Schmidt’s markasının stick halinde ki ürünleri hakkında ne düşünüyorunuz(içerik açısında)?

    Teşekkür ederim.

    1. Hazalcığım çok telekkür ederim! Schmidt’s ürünlerini gerek krem formda gerek stick olarak her zaman tavsiye ediyorum canım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.